NECİP FAZIL A MEŞHUR ÇİLESİNİ VERMİŞ HASRET MEKTUPLARI GÜN YÜZÜNE ÇIKTI
Tez Şairin 1930’larda yaşadığı ve sanatında dönüm noktası olan ama karşılıksız kalan büyük aşkını hatırlatmak istedim... İşte, Necip Fazıl’ın "Çile" isimli meşhur şiirine ilham veren bu aşkın belgesi olan mektuplar... Bugün bu sayfada Necip Fazıl’ın gençlik yıllarına ait bir aşk hikâyesini anlatıyor ve iki aşk mektubunu yayınlıyorum... Mektupları okuduktan sonra bana, "Şairin bu yazdıkları da özel hayatı ile alâkadar değil mi?" diye sorabilecek olanlara peşinen cevap vereyim: Necip Fazıl’ın evliliğinden seneler önce yaşadığı bir aşk macerasının hüzünlü hatıraları olan bu mektuplar şairin eserleri üzerinde çok önemli bir tesir yapmamış olsa idi, "Sanatkârın özel hayatıdır, kimseyi ilgilendirmezler" deyip bir köşeye kaldırırdım... Türk şiirinin zirvelerinden olan "Çile", ilhamını bu mektupların dile getirdiği aşktan almıştı... Gönlünü kaptırdığı hanımdan beklediği karşılığı alamayan şair hatıralarında bizzat kendisinin de yazdığı gibi bir müddet Beylerbeyi’ndeki bir yalıya kapanmış, "Gaiplerden bir ses geldi: Bu adam / Gezdirsin boşluğu ense kökünde!" diye mısraları ile başlayan meşhur "Çile"sini bu yalıda ve bu aşkın acısı ile kaleme almıştı... Necip Fazıl o kadını ’Gel!’ diye emir verircesine davet etmiş ama gönlünü verdiği hanım gelmemişti NECİP Fazıl, 1930’lu senelerde yaşadığı aşkını dile getirdiği mektuplarının birinde şöyle yazıyor: BELGE1 "......cığım, Mektubun beni çok sevindirdi. Fakat, yalnız hâlet-i rûhiyeni bildiriyorsun. Buluşmamız için aklına müspet hiçbir şey gelmiyor. Ne yapacağız? Ben burada, sen orada, her birimiz bir derenin bir kıyısında karşılıklı bekleyecek miyiz? Vaziyetlerimizin bizi ayıran hükümleri birleştirici sâiklerden daha mı kuvvetli çıkacak? İmkânı yok, buna razı olamayız. Karar ve hareket sana düşüyor. Oradan buraya gelecek olan sensin. Eğer ben Ankara’da olsa idim, sen de İstanbul’da bulunaydın, ne yapar yapar sana kadar gelirdim. Halbuki benim bulunduğum iş şartları içinde izin ve imkânın seninkinden daha zor olduğu bir tarafa, bulunmamız lâzım gelen yerde ben varım ve seni bekliyorum. .....’e karşı sıhhî bir bahane bulamaz mısın? Bir aylık, on beş günlük, daha da olmazsa bir haftalık bir izin... Bu bir haftayı ne güzel geçirirdik. Başbaşa verir ve ondan sonrası için çarler mütâlâa ederek. Bilâhare düşünelim. Daha ne söyleyeyim? Herşey, senin bu hareketi yapmaktaki arzun nisbetine bağlı. Bugün sana dev gibi, dağ gibi görünen mânialar, şiddetli bir arzunun tepesinden baktığın zaman hemen cüceleşirler. Sana arzun yok demek ister gibi davranmıyorum. Bana kızma fakat arzularını da şiddetli taarruzlarla hırpalama ve üstünkörü ......in telkini altında kalma. Seni bekliyorum ve çok yakında göreceğimi ümid ediyorum. Bana derhal aldığın tedbirleri ve hareket zamanını bildireceğini umuyorum. Seni ne kadar özlediğimi tasavvur edemezsin. Necip Fazıl. Artık bana eve yazma! Şu adres hem daha emîndir, hem de mektubun elime daha çabuk geçmesine yardım eder. Çünki her gün sabahın dokuzundan on ikiye ve ikiden altıya kadar burada teftişle meşgulüm. Necip Fazıl - Türkiye İş Bankası Müfettişi, İş Limited, İstanbul. Buranın telefonu da 24570’tir. Gösterdiğim saat içinde telefon da edebilirsin". BELGE2 BU da, üstadın bir diğer mektubu: "....., Bana sıhhatini bildirecek değil miydin? Hem de birkaç gün zarfında. Nerede kaldın? Herhalde iyisin ve liseyle evin arasında mûtad seyr ü seferine başlamış bulunuyorsun. Ben çok iyiyim. Lüzumundan fazla. İçinden karanlık bir tünel gibi geçtiğim kâbuslu devre inşaallah bitti. Aydınlığa kavuştum. Rûhen ve bedenen. Tek derdim, senden uzak olmak. Ümid ederim ki kendini bu çağırışın cazibesine bırakır ve bana kadar gelirsin. Bekliyorum, gel artık. Muhakkak, muhakkak... Herşey hazır, İstanbul, sisli ve yağmurlu havalar, ev, oda, soba ve ben. Bana derhal yaz ve ne vakit gelebileceğini bildir! Kuzum .....! Necip Fazıl İstanbul’a gelmen için "gayrımümkün"ü bile yapmalısın. Mazeret dinlemiyorum, anlamıyorum. Necip Fazıl, Yalılar Caddesi 44 numaralı yalı, Beylerbeyi, İstanbul".
Kanıt
BELGE1 BELGE2
BU TEZ’E KATILIYOR MUSUN?
Eğer Sende bu Tez’e katılıyorsan hemen harekete geç ve onu sözlerinle savun. TEZ'i SAVUN
TEZ'i SAVUNANLAR
0SAVUNAN
DAHA FAZLA YÜKLE
TEZ'i SAVUN
BU TEZ’E AİT ANTİTEZ YOK
Bu teze karşılık Söz ve Kanıtın varsa, Hemen Antitez yayınlayabilirsin. ANTİTEZ YAYINLA